...:: TÜRK DİLİ ::... Türk Dili ve Kompozisyon Sunuları, Dil Bilgisi, Kompozisyon, Videolar, Kaynaklar, E- Kütüphane, Yararlı Bağlantılar...:: Dr.Ahmet Kayasandık'ın Kişisel Sitesi::........................................................... - UNREGISTERED VERSION

İçeriğe git

Ana Menü

Yavuz Bülent Bakiler

ŞİİRLER

ANADOLU GERÇEĞİ
Yalın ayaklarınla koştun mu tarla tarla...
Duydun mu çıplak toprağın, çıplak insanın yasını?
Ağlayan kadınlarla, ihtiyarlarla...
Yaşadın mı bir yağmur duasını?

Bozbulanık ırmaklarda çimdin mi?
Kulak verdin mi yürekten kavala, saza?
Bir ipek seccâde üstünde gibi, huzurla...
Durdun mu toprakta namaza?

Bilir misin köylerde akşam olunca
Çekilir el-ayak ortalıktan...
Bir hüzünlü ay doğar karanlığa sapsarı.
Başlar bir ağıt gibi sulardan, kapılardan:
Kurbağa feryatları, köpek ulumaları...

Geceleri süt kokan, gübre kokan evlerin
Topraktır hep damları, duvarlarıysa kerpiç.
Seferberlik yıllarını dinlerken ürpererek
Tandır başlarında uyudun mu hiç?

Kış günleri trenlerle geçtin mi uzak köylerden
Gördün mü dehşetini tipinin karın?...
Çektin mi hiç acısını istasyonlarda
Tandır ekmeği satan, yumurta satan
Yarı çıplak çocukların?...

Kılığın kıyafetin sarmadı beni
Söylediğin türküler bizim türkümüz değil.
Başka çeşmelerden doldurmuşsun tasını
Yüreğinde nakış yok, acı yok bizden
Bulutlar rahmetini kesmeden yavaş yavaş
İnsanlar selâmını esirgemeden
Savuş git içimizden


SİVAS’TA YOKSUL ÇOCUKLAR
Sivas’ta Ulu Cami avlusunda çocuklar,
Yalvaran gözlerle etrafa baka baka,
Açıyorlar küçücük esmer avuçlarını:
“Emmilerim sadaka!.. Emmilerim sadaka!”

Hükümet Konağı’nın yanında biri,
Bir kemik kalmış bir deri...
“Boya-cila yimbeş... Boya cila yimbeş” diye ağlıyor.
Ve daha fırça bile tutamıyor elleri.

Garipler Pazarı’nda körpe çocuklar.
Yorgunluktan güzelim yüzleri al al...
Öldüren bir çığlık dudaklarında:
“Boş hamal! Boş hamal! Boş hamal!”

Nane satan, su satan yetim çocuklar,
Şarkı söyleyemediler güneşe, aya...
Biliyorum, ne masal dinlemeye doydular,
Ne oyun oynamaya...

Bezirci’de, Yüceyurt’ta, Altıntabak’ta,
Çocuklar var, incecik yüzleri nurdan.
Ama toz toprak içinde elleri ayakları,
Oyuncakları çamurdan...

Ve günahkâr çocuklar, suçlu çocuklar
Mahkeme salonunda bakarım dizi dizi.
Bu suç bizim suçumuz, bu günah bizim.
Affedin bizi...

Gökteki yıldızlar kadar sayısız,
Ah yurdumun kimsesiz ve yoksul çocukları.
Anladım, farkınız yok koparılmış başaktan...
Alın bu yüreği benden, alın bu gözleri artık,
Utanıyorum yaşamaktan!..

İçeriğe Geri Dön | Ana Menüye Geri Dön